Blog

Otonom Program Modelini Neden Kullandık
18 Mart 2022
Slide1

Eğitime yakınlığı olan herkes öğretim sürecinde programın önemli bir yere sahip olduğunu belirtir. Program hem uygulayıcılara hem de öğrenicilere yol gösteren bir pusuladır. Bu pusulanın çizdiği öğrenici profili programın amaçlarına bağlıdır. Program eğitim-öğretim sistemine dahil edilen öğrenicilerin süreç sonunda hangi becerilere sahip olacağını, neleri yapabileceğini belirleyen bir senaryodur aslında. Bu senaryonun içeriği öğrenicilerin özelliklerine göre değişiklik göstermektedir.

Özel yetenekli öğrenciler akranlarından farklı bilişsel, sosyal, duygusal ve psikomotor özelliklere sahiptir. Özel yetenekli öğrencilerin bu farklılıkları dikkate alındığında öğrencilere uygulanacak program ve etkinliklerin de farklılık göstermesi gerekir. Bu durum/uyarlama aslında sadece özel yetenekli öğrenciler için değil bütün öğrenciler için gereklidir. Öğretimin evrensel olarak kabul edilen birtakım ilkeleri vardır. Bunlar; çocuğa göre öğretim, hayatilik, güncellik, yaparak-yaşayarak öğrenme, ekonomiklik, somuttan soyuta, bilinenden bilinmeyene ilkeleridir. Bu temel ilkelerden biri öğrenciye görelik ilkesidir yani öğretimin öğrencilerin özellikleri dikkate alınarak yapılandırılması gerektiğini ifade eder.

Ülkemizde özel yetenekli öğrencilere eğitim veren resmi kurumlar bilim ve sanat merkezleridir. Bu merkezlerde öğrenciler destek eğitimi alırlar. Merkezlerin eğitim programını oluşturan içeriklerin genellikle akademik becerilere odaklandığını söylemek yanlış olmaz. Özel yetenekli öğrencilerin bilişsel ihtiyaçlarının yanında sosyal-duygusal ve psikomotor ihtiyaçlarının da olduğu düşünülürse eğitim programlarının öğrencilerin bütüncül gelişimine odaklanması gerekir.

Ankara Valiliği tarafından hayata geçirilen “BİLGE ANKARA” projesinin amacı tam olarak da budur. Özel yetenekli öğrencilerin sosyal-duygusal ve psikomotor gelişimine katkıda bulunmak amacıyla aylık temalardan oluşan etkinlikler geliştirildi. Bu etkinlikler geliştirilirken temel aldığımız model “Otonom Öğrenen Modelidir”. İlgili alanyazında özel yetenekli öğrencilerin eğitiminde kullanılan birçok modelin olduğu belirtilmektedir. Ancak projenin amacı doğrultusunda bu modelin daha uygun olduğu düşünülmüştür. “Otonom Öğrenen Modeli” dünyada birçok ülkede özel yetenekli ve özel yetenek tanısı olmayan öğrencilerin eğitiminde kullanılmaktadır (Örneğin Yeni Zelanda, https://gifted.tki.org.nz/design-and-implement/curriculum-models/). Model, beş etkileşimli boyuta dayanmaktadır. Bu boyutlar ve amaçları kısaca şöyle;

Uyum boyutu– programın yapısını ve beklentilerini tanımak,

Bireysel gelişim boyutu- bilişsel, duygusal ve sosyal becerileri öğreterek ve yaşam boyu öğrenenler olmak için gereken kavram ve tutumları kavramak,

Zenginleştirme faaliyetleri boyutu– öğrencilerin kendi içeriklerini, süreçlerini ve ürünlerini geliştirmelerinin yanı sıra farklı kavram ve fikirleri keşfetmeye başlaması,

Seminerler boyutu– öğretmen kolaylaştırıcı role sahiptir ve öğrencilere örneğin geleneksel seminerler veya sunumlarında diğer öğrencilere 'öğretme' şansı verir,

Derinlemesine çalışma boyutu- küçük gruplar halinde veya bireyler olarak, bir tutku alanının keşfedilmesidir.

Bu projede “Otonom Öğrenen Modelin” temel alınmasının sebebi öğrencilerin kendi özelliklerinin farkına varabilmesi, bireysel çalışabilmesi, araştırma sonuçlarını gruplarla paylaşabilmesi ve en önemlisi de öğrenmenin okul duvarları içeresinde gerçekleşen akademik faaliyetlerden ibaret olmadığını anlamasıdır.

Dr. Hasan AKDENİZ
Paylaş;